ABD Seçim Sonuçları Serisi II: Donald Trump ve Güvenlik Politikaları

Donald Trump neredeyse tüm beklentileri ve tahminleri saf dışı bırakarak 8 Kasım günü gerçekleştirilen ABD Başkanlık Seçimleri sonucunda ABD’nin 45. Başkanı oldu. Adaylığını açıkladığı günden bu yana oldukça tartışmalı bir figür olarak görülen Trump, özellikle Washington’daki politik çevrelerden işadamı kimliği ve siyasete yakın olmaması sebebiyle başarılı bir başkan olamayacağı eleştirilerine maruz kaldı. Buna ek olarak Meksika sınırına duvar örme ve bu duvarın parasını Meksika hükumetine ödetme ve aynı zamanda tüm Müslümanların ülkeye girmesini yasaklama gibi vaatler onun kredibilitesini iyice düşürdü.

Peki tüm eleştiriler ışığında Donald Trump’ın güvenlik politikalarından neler bekleyebiliriz? Bu yazıda Trump’ın savunma harcamaları, NATO, Rusya ve Çin ile ilişkileri gibi konularına eğilerek önümüzdeki dört yılda bizleri neler bekliyor olabileceği hakkında birkaç yorumda bulunmaya çalışacağım.

Trump’ın güvenlik ve dış politika ile alakalı en önemli seçim vaatlerinden ikisi savunma bütçesini arttırmak,  ABD’nin müttefiklerinden onların ülkelerinde bulunan ve onları korumayı amaçlayan askeri üslerin masraflarını ücret olarak talep etmek. Bir bakıma bu ikisi birbiri ile çelişen vaatler zira Trump’ın müttefiklerden para talep etme vaadi ABD’nin daha içeri kapanık bir dış politika izleyeceği sinyallerini verirken savunma harcamalarını arttırma vaadi ise tam tersine ABD’nin daha müdahaleci ve şahin bir dış ve güvenlik politikası izleyeceğinin sinyallerini veriyor. Özellikle Trump’ın ordudaki asker, gemi ve uçak sayılarını çok ciddi oranda arttırma vaadi (Trump orduya ilave 50 bin asker, 100 savaş uçağı ve 70 savaş gemisi alacağını vaat etti) Amerika’nın dış politikada çok daha müdahaleci bir çizgiye kayacağının sinyalleri olabilir.

Tüm bu ikileme ek olarak Trump’ın yer yer NATO’nun işlevselliğini ve özellikle çağımıza ne kadar uygun olup olmadığını sorgulaması ittifakın geleceği ve bu gelecekteki ABD’nin rolü hakkında da endişelere yol açıyor. Özellikle terörle mücadele konusunda kurumun etkisiz kaldığını belirten Trump, her ne kadar ittifakı eleştirse de Amerika’nın NATO’ya karşı sorumluluklarını yerine getireceğinin garantisini veriyor.

donald-trump-stephen-k-bannon-kellyanne-conway-reuters-640x480

Genel olarak güvenlikten bölgesel olarak güvenliğe döndüğümüzde ise Trump’ın başkanlığı altında Amerika’nın dikkatinin Avrupa ve Ortadoğu’dan Pasifik Asya yönüne doğru kayacağını kestirmek mümkün. Trump’ın Rusya Başkanı Vladimir Putin ile iyi geçinme konusunda niyet belirtmesi diğer bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da dış politika çevrelerinden tepki alsa da, Trump’a göre Amerika ve Rusya’nın kavga etmesi için bir sebep yok zira asıl tehlike Rusya’dan değil, yeni yükselen güç olan Çin’den geliyor. Çin’in ticaret ve ekonomide Amerika’yı yakalamasından rahatsız olan Trump, seçim kampanyasının önemli bir kısmını da Amerika’nın özellikle Çin’e kaybettiği iş olanaklarını geri getirmek ile birlikte Amerika ve Çin arasında daha adil ve Amerika’nın işine yarayan bir ticaret dengesi kurmak istediğini belirtiyor. Bunu güvenlik üzerine yansıması ise Amerika ve Çin arasında ekonomi üzerinde yükselen tansiyonun politik ve daha da kötüsü askeri yönlere de sıçraması.

Her ne kadar Trump’ın Amerika’nın Japonya ve Güney Kore’deki askeri varlığını eleştirmesi Çin ile ciddi bir düşmanlık yaratmasından kaçınacağı düşüncelerine yol açsa da, Trump’ın dengesiz karakteri ve çabuk değişen düşüncüleri sebebi ile Amerika ve Çin arasındaki bu ekonomik gerginliğin diğer alanlara da sıçramasını düşünmek çok da uçuk bir fikir gibi görülmemeli.

Öte yandan her ne kadar Trump ABD’nin dikkatini  Avrupa’dan Pasifik’e kaydırmayı düşünse de Orta Doğu’dan tam anlamıyla vazgeçmiş değil. IŞİD’i yenmek ve İran ile ilişkiler Trump kampanyasının bir diğer önemli parçalarından biri idi. IŞİD’i yenmenin formülü olarak petrol gelirlerini kesmenin ve IŞİD’i sürekli bombardıman altında tutmanın işe yarayacağını iddia eden Trump aynı zamanda ABD’nin IŞİD ile mücadelede tek başına olmaması gerektiğini belirtiyor. ABD’nin özellikle bölgedeki Sünni müttefiklerinin de daha büyük katkılarda bulunması gerektiğine ve Rusya ile IŞİD ile mücadelede muhtemel bir işbirliğinin her iki taraf için de faydalı olacağına inanan Trump’ın bu konuda yapacakları Obama yönetiminin son aylardaki performansına göre de değişiklik gösterecek. Zira son zamanlarda IŞİD’e karşı Musul ve Rakka operasyonlarını başlatan Obama yönetimi eğer görevi bırakmadan her iki şehri de alabilirse IŞİD artık iyice güçten düşmüş olacak ve IŞİD ile mücadele eski önemini yitirmiş olacaktır.

İran konusu ise Trump’ın klasik bir Cumhuriyetçi bakış açısına sahip olduğu birkaç konudan biri. ABD’nin İran ile imzaladığı nükleer anlaşma ile İran’a karşı ‘kaybettiğini’ belirten Trump, İran’ın hiçbir konuş altında nükleer silah sahibi olmasına izin verilemeyeceğini belirtiyor. İran’ın daha şimdiden imzalanan anlaşma şartlarını ihlal ettiğini belirten Trump, Obama yönetiminin İsrail’i İran konusunda yüzüstü bıraktığını da iddia ediyor.

Trump’ın İran politikası hakkındaki en çok endişe veren kısmı aslında belirgin bir İran politikasının olmayışı.

Trump’ın İran politikası hakkındaki en çok endişe veren kısmı aslında belirgin bir İran politikasının olmayışı. Her ne kadar İran konusunda Obama yönetimine ağır eleştiriler getirse de herhangi bir alternatif politika önerisi getirmeyen Trump’ın başkanlığı devraldıktan sonra İran’a karşı nasıl bir politika izleyeceğini şimdiden bilmek mümkün değil zira kendi ağzından somut bir politika önerisi getirmedi.

Son tahlilde, Trump’ın güvenlik politikasını bir kelime ile tanımlamak zorunda olsaydım seçtiğim kelime ‘belirsizlik’ olurdu. Bir çok konuda Obama yönetimini ve politikalarını eleştiren Trump’ın oldukça bulanık ve birbiriyle çatışan vaatlerde bulunması ABD’nin önümüzdeki 4 yıllık güvenlik politikalarına büyük bir öngörülemezlik hali getiriyor. Dış politikada öngörülemez olmak istediğini daha önceden belirten Trump’ın bu stratejisinin ise dünyaya daha fazla barış mı yoksa savaş mı getireceğini anlamak için ise yapılabilecek tek şey bekleyip görmek oluyor.

Kaynaklar

http://www.cfr.org/campaign2016/

https://www.donaldjtrump.com/policies/foreign-policy-and-defeating-isis/

http://foreignpolicy.com/2016/02/23/trumps-national-security-policy-would-look-like-a-high-school-model-u-n/

http://www.nytimes.com/2016/04/28/us/politics/transcript-trump-foreign-policy.html

 

 

Share This:

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın