Nükleer Rekabet: Rusya ve Amerika

Yazan: Zeynep Taşkın

Ekonomik yaptırımlar dolayısıyla Batı dünyası ve doğal olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne olan öfkesi gün geçtikçe artan Rusya, silahlanma kontrol anlaşmasını durdurdu. Peki bu nelere sebep olabilir?

Rusya’nın taleplerinin bitmek bilmeyen bir listeye benzediğini söyleyebiliriz. Öncelikle ekonomisi ve para birimine uzun zamandır zarar veren müeyyidelerin kaldırılmasını, daha sonra ise Rusya’nın bu yaptırımlar nedeniyle oluşan kayıplarının geri ödenmesini ve son olarak da Magnitsky Kanunu’nun kalkmasını talep ediyor. Şu noktada her ne kadar Avrupa Birliği dış politikalarının ‘’yumuşak güç’’ olarak adlandırıldığını eklemek istesem de, yaptırımların Rusya ve Rus ekonomisinin üstündeki etkisi pek de bunu göstermiyor. Rusya ithalatının neredeyse %50 sini kaybetmiş olmakla beraber, Rusya’nın düşen petrol fiyatlarıyla da beraber yaklaşık olarak 600 milyar dolar kaybettiği de söyleniyor.

Politik bir talep olan ve ABD meclisi tarafından kabul edilen Magnitsky yasası ise, 2009 yılında Rusya’daki vergiden sorumlu görevlileri ilgilendiren bir dolandırıcılık için bir soruşturma sürdüren avukat Sergei Magnitsky’nin ‘’şüpheli’’ ölümü ile alakalı. Obama başkanlığı altında 2012 yılında gecen yasa, Magnitsky’nin ölümü ile alakalı olabilecek Rus personel ve görevlilerin cezalandırılmasıyla alakalı. Sergey Magnitsky’nin hapishanede öldürülmüş olması da bu açıdan önemli bir detay.

Bu tartışmaya açık yasanın ışığında, realpolitik unsurlarının insan hakları ve benzeri sloganlar altında kullanılması da aslında yasanın kendisi kadar düşündürücü. Buna paralel olarak, Dünya Sosyalist internet sitesi de Amerika’nın bu yasayı geçirmesini kınamıştı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin çok daha büyük suçları göz ardı ettiğinden dem vurmuştu. Buna örnek olarak ise Boris Yeltsin’ in 1993 yılında Rusya Beyaz Sarayı’nı bombalama emrini verip 1.000 kişinin ölümüne sebep olmasını göstermişti.

Diğer taleplerin ötesinde, nükleer kontrol anlaşmasının askıya alınması, daha doğrusu –Plutonium Management and Disposal Agreement(PMDA)- Barack Obama’dan öte bir sonraki Amerikan Başkanı’na verilmiş bir mesaj. Rusya İçişleri’nden Andrey Kortunov’un ‘’Rusya Amerika ile ciddi bir şekilde çalışmayı planlamıyor’’ ifadesi de gerilmiş ve gerilmekte olan ilişkilerin 2017 yılında yeni bir yönetime kadar iyileşmeyeceğinin net bir habercisi. Burada da kesin olan bir şey var ki, bir sonraki Amerikan Başkanı’nı Rusya’yla pek de kolay çözülmeyecek krizler bekliyor.

Bu gerginliğin yakın zamandaki kaynaklarından birine dönmek gerekirse, Rusya jetlerinin Esad karşıtı grupları sürekli olarak bombalaması ve sivilleri açık hedef haline getirmesi bu karışık tablodaki öğelerden sadece iki tanesi. Ukrayna’daki savaştan beri, iki devlet bazı konularda uzlaşma ya da detantı sürdürebilmişti. Buna en açık örnek ise İran’ın nükleer programı. Ancak devam eden ekonomik yaptırımlar ve Suriye sorunu, bu konulara da sıçrayacak gibi.

Bunların ışığında en endişe verici olan unsur, Rusya’nın artan nükleer gücü ve bunları ne yönde kullanacağı sorusu. Kırım’ın 2014 yılında alınmasından sonra Rusya, nükleer silahlarını orada konuşlayacağını haber verdi. PMDA’in askıya alınmasından da önce Rusya’nın soğuk savaş sonrası nükleer konularda işbirliği modu ve ruhundan çıktığı oldukça aşikâr. Son üç yıldır, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya’yı 1987 yılında imzalanmış olan “Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşmasını” ihlal ederek yasaklanmış nükleer silahları test etmekle suçladı.

Tartışmanın diğer yüzünde ve beklendiği üzere Rusya, PMDA’e Amerika’dan çok daha fazla özen gösterdiğini söylüyor, tabi ki bu görüş tartışmaya oldukça acık. Obama hükûmeti, ortadan kaldırılmasına anlaşılan plütonyum için anlaşmada belirtilen daha ucuz bir yönteme yöneldi. Rusya ise bu nedenden ötürü, Amerika’nın anlaşma maddelerine kendisinin karşı çıkıp maddeleri manipüle ettiğini iddia ediyor.

Peki bu anlaşmazlık nasıl bitecek ya da etkileri en aza nasıl indirilebilir? Amerika’da yakın zamanda yapılacak başkanlık seçimleri pek umut verici münazara ve tartışmalara sahne olmasa da, ideal olarak yeni Amerikan başkanının belki de Rusya’ya örnek ve teşvik olmak amacıyla geriye kalan plütonyumundan kurtulması anlaşmaya hala önem verdiğini göstermesi açısından diplomatik bir adım olabilir.

Ancak görünen o ki, Rusya listedeki diğer taleplerini almadığı sürece, nükleer silah kartını daha sıkça oynayacak ve hem bölge hem de Dünya güvenliğine rahat bir soluk aldırmayacak.

 

Share This:

Bir Cevap Yazın