Siber Dünyada Karşı Saldırı ve Etik İkilemi (Çeviri)

Çeviren: Alp Bankeroğlu

PATRICK LIN, COUNCIL ON FOREIGN RELATIONS

Hükümetler misilleme niteliğindeki siber saldırıları tam olarak tırmanır durumda olmayan ‘sınır’ olayları olarak ele alabilirler.

Siber saldırılar yurt dışından geldiğinde özel bir panik durumu oluşur. Biz bunları sıklıkla kinetik bir savaşa dönüşebilecek Siber Savaşın başlangıcı olarak görürüz. Bu nedenle, geri heklemeye- ya da siber karşı saldırıya-izin vermenin çok tehlikeli olduğu tahmin edilmektedir.

Geri heklemeye karşı yasal durum, güç kullanımının özel şahıslar ve şirketlere değil yalnızca hükümetlere ait bir yetki olmasıdır. Buradaki ahlaki durum ise siyasi ve ekonomik ilişkileri zorlayabilecek ya da daha kötüsünü yapabilecek misillemelere davetiye çıkarmasıdır.

Ancak bu kadar erken sonuca varmak pek sağlıklı olmayabilir. Daha derin bir etik analizi geri heklemenin neden düşünüldüğü kadar sorunlu olmayabileceğini ortaya koymaktadır.

Şu benzetmeyi düşünelim: İki düşman ülkenin devlet destekli taraflarının- araştırmacılar veya askeri kâşifler olabilir- Kuzey Kutup bölgesi gibi sahipsiz veya ihtilaflı bir yerde yollarının kesiştiğini düşünün. Milliyetçilik yükselir, sözler söylenir, karşılıklı ateş edilir ve insanlar ölür. Bu bir savaşın başlangıcı mıdır?

Görünüşte, bu durum uluslararası silahlı çatışma yasalarını ihlal gibi duruyor. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Madde 2 (4) tarafından beyan edildiği şekliyle: “Tüm üyeler uluslararası ilişkilerinde herhangi bir devletin toprak bütünlüğü ya da siyasi bağımsızlığına karşı tehditten veya güç kullanımından ya da Birleşmiş Milletlerin Amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir tutumdan imtina edecektir.”

Öte yandan kendini savunmak saldırıya uğrayan ulusun doğal hakkıdır. BM Sözleşmesi 51. Maddesinin belirttiği gibi: ” Mevcut Sözleşmedeki hiçbir şey Birleşmiş Milletler Üye Devletine karşı silahlı bir saldırı meydana gelmesi durumunda Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliği muhafaza edene kadar bireysel veya toplu temel öz savunma hakkına halel getirmez.”

Elbette, geri ateş açmak çatışmayı körükleyebilir ve iki ülkeyi savaşın içine çekebilir ve bu durum da bizim önlem almamız gereken en kötü durum senaryosu olabilir. Fakat geri hekleme gerçekten de böyle bir durum oluşturabilir mi?

Kuzey Kutup bölgesi gibi, siber uzay da bir çeşit sınır bölgesidir. Siber uzay tamamen bilgilendirme dünyası ve fiziksel dünya arasında olan geçici, yabancı bir etki alanıdır. Öyleyse, belirgin fizik, köklere sahip olsa dahi siber uzayın sınırlarını belirlemek ilk etapta zor olduğundan siber çatışmanın silahlı savunma gerektirecek şekilde toprak bütünlüğünü tehdit ettiği net değildir.

Eğer siber uzay ihtilaflı bir sınır gibi bir şey ise o zaman aşağıdaki yasal durum alakalı olur. Milletlerarası Adalet Divanının 1984 tarihli Nikaragua vs Amerika Birleşik Devletleri davasında, mahkeme kararı silahlı saldırıyı “yalnızca bir sınır olayından” ayırt etmiştir (para. 195).

Bu, bir sınır olayının bir karşı saldırı ve tırmanmayı meşrulaştırmak için BM Sözleşmesi 51. Maddesini tetikleyemeyeceği anlamına gelmektedir. Ancak bu, kurbanın hiç karşı saldırı yapamayacağı anlamına gelmez yalnızca devlet kendini savunma hakkını harekete geçiremez anlamına gelir.

Bir devletin egemenliği tehlikede olmasa bile, bireysel öz-savunma bir karşı saldırıyı meşrulaştırabilir. Olaya dahil olan sınır sakinleri -yerleşimciler, tüccarlar, kaşifler, ya da askeri izciler- anlaşılır bir biçimde kendilerine ateş eden şeylere geri ateş ederek gelecekteki saldırıları caydırmanın yanı sıra kendi hayatlarını savunmak isteyeceklerdir.

Kendini savunmaya hitap etmeden dahi, sınır olaylarının sınırlara karşı doğal risk olduğunu dikkate almak yeterli olabilir. Burada kötü şeyler olabilir ve geri püskürtmek de talihsiz ancak makul ve doğal tepkilerden birisidir. Sınırlar yasaya tabi olsa daha iyi olabilirdi ancak bu durum sınırların doğasında var. Bu, çatışmaların “gri bölgelerinin” mevcut olabileceği fikrini savunmaktadır: savaş kadar büyük olmayan ama yine de agresif olan saldırılır.

Siber sınırın kuralları ve hatları onu yöneten yetkililer gibi hala belirsiz durumdadır. Hala bunlar çözülürken, bizler tartışılır şekilde siber saldırıları tam olarak tırmanır durumda olmayan ‘sınır’ olayları olarak ele alabiliriz. En azından, bunlar bir devletin toprakları dahilindeki fiziki varlıklara zarar vermedikçe- örneğin bazı ekipmanların arızalanmasına veya hatta patlamasına neden olmak gibi- hekleme ve karşı hekleme silahlı bir saldırı veya savaş eylemi kadar ciddi değildir.

Daha büyük bir tartışmada, Cal Poly Etik + Gelişen Bilimler Grubu siber saldırılara yönelik onları bir kamu sağlığı sorunu gibi görme, virüs salgını ile mücadele etme gibi diğer benzetmeleri dikkate aldığımı yeni bir rapor yayımlamıştır. Bunlar aynı zamanda geri heklemeye etik ve yasal olarak izin verilebileceğini ileri sürmektedir.

Bunu yasaklayan belirli bir kanun yapılana kadar ve yetkililer güvenilir şekilde sistemlerimizi savunana kadar daha yaygın hale gelirse, geri hekleme  “yeni normal” olabilir. Bu, sadece siber sınırda yaşamanın üstlenilen riskidir. Fakat Facebook beğenileri ve kedi videolarının rahatlatıcı dünyasında bu riski göz ardı etmek kolaydır. Yeni topraklar üzerine yerleşmek hiç bu kadar kolay olmamıştı ve bizler nerede olduğumuzu asla unutmamalıyız.

Aslı: http://www.defenseone.com/ideas/2016/09/cyber-frontier-hacking-back-ethical-and-even-desirable/131841/?oref=d-channelriver

Share This:

Bir Cevap Yazın