Tiran ve Sanafir Adaları: İç Siyaset Dış Politikaya Karşı

Mısır Yüksek İdare Mahkemesi’nin 16 Ocak tarihli kararı Tiran ve Sanafir adalarının Mısır toprağı olduğuna hükmederek ülkenin Suudi Arabistan ile ilişkilerinin yeniden gerilmesine yol açtı.

Nisan ayında yapılan üst düzey bir ziyaret sırasında Mısır devlet başkanı Sisi bu iki adanın Suudi Arabistan’a iade edileceğini duyurmuştu. Mada Masr’ın haberine göre Suudi yetkililer Aralık ayının sonlarına doğru Mısır’ı uyararak adaların iki hafta içerisinde teslim edilmesini talep etmişti.

Üzerinde yerleşim bulunmayan adalar Eliat (İsrail) ve Akabe (Ürdün) limanlarını Kızıldeniz’e bağlayan tek yol olan Tiran Boğazı’nın girişinde yer alıyor. İsrail’in geçmişte Tiran Boğazı’nın kapatılmasını savaş sebebi sayması ve Akabe limanının Ürdün’ün açık denizlerle tek bağlantısı olması bu iki adanın daha önce de stratejik nedenlerle gündeme gelmesine yol açmıştı.

Olası bir saldırı halinde adaları koruyamayacağından endişe eden Suudi Arabistan, Tiran ve Sanafir’i 1950 yılında Mısır’a bırakmıştı. İsrail 1967 savaşı sırasında iki adayı da işgal etmiş, daha sonra Camp David anlaşması çerçevesinde bunlardan çekilmişti.

Suudi Arabistan ve Mısır arasında yapılması planlanan otoyolun da Tiran ve Sanafir adalarından geçmesi planlanıyor. Yaklaşık 4 milyar dolar harcanması beklenen proje iki ülke arasında doğrudan karayolu bağlantısı kuracak ve Mısır’ın Sina yarımadasının ekonomik olarak canlandırılmasına katkı sağlayacak. Ancak, Tiran Boğazı’nı kapayan bir köprünün inşa edilmesinin İsrail hükümetinin de kendi geçiş haklarını savunmak için konuya tekrar müdahil olmasına yol açacağına kesin gözüyle bakılıyor.

İki adanın askeri ve ekonomik önemi devam etse de yaşanan son kriz esasen Mısır’ın iç siyaseti ile alakalı. Suudi Arabistan’a toprak verilmesi birçok Mısırlı için milli gururu inciten bir olay. Mısır meclisindeki muhalefet partileri konu ilk kez gündeme getirildiğinde istisnai bir şekilde bir araya gelmiş ve adaların verilmesine karşı çıkmıştı. Sisi’nin adalarla ilgili yaptığı son açıklamalar da 2013’teki darbeden beri ülkede yaşanan en büyük protestolardan birine neden olmuş ve çok sayıda göstericinin göz altına alınmasıyla sonuçlanmıştı.

Mısır ve Suudi hükümet yetkilileri adaların teknik olarak Suudi toprağı olduğunu ve anlaşmanın egemenlik haklarından vazgeçmek anlamına gelmediğini açıklasalar da muhalefet figürleri protestolarına devam etti.

Suudi Arabistan’la yapılacak bir toprak anlaşması Mısır’ın bölgesel liderlik yarışında geriye düştüğünü de ima edebilir. Her ne kadar ekonomik ve askeri gücü eskisine nazaran çok azalmış olsa da, Mısır’ın Arap dünyasındaki prestijini koruma çabalarının sembolik önemi büyük.

Son yıllarda ekonomik zorluklarla boğuşan Mısır yönetimi Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkelerinden gelen dış yardımlara ciddi şekilde ihtiyaç duyuyor.

Mısır hükümetinden gelen son açıklama Yüksek İdare Mahkemesi’nin uluslararası anlaşmalar üzerinde hüküm vermeye yetkili olmadığını ve konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınacağını belirtti. Anayasa Mahkemesi’ndeki dava 12 Şubat’ta görülecek.

Share This:

Bir Cevap Yazın